Ateşkes İhlallerine Yanıt: Azerbaycan’ın Haklı İlerleyişi

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ Sorunu, 30 yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. 1994 yılında taraflar arasında ateşkes imzalanmasına rağmen aradan geçen süreçte çatışmalar sona ermiş değildir. Zira Ermenistan, sıklıkla ateşkesi ihlal etmektedir. Hatırlanacağı üzere, son olarak 12 Temmuz 2020 tarihinde Azerbaycan-Ermenistan sınırındaki Tovuz bölgesinde, Ermenistan’ın saldırıları gerçekleşmiş ve buna bağlı olarak çatışmalar yaşanmıştı. Söz konusu çatışmalar esnasında Azerbaycan, biri general olmak üzere toplam on askerini kaybetti. Üç gün süren çatışmalar, Azerbaycan toplumunda yoğun tepki oluşmasına sebebiyet verdi. Bu yüzden de binlerce Azerbaycan Türkü, pandemi şartlarına rağmen askerlerine destek için düzenlenen eylemlere katıldı.

Son dönemde üzerinde tartışılan bir diğer konu ise Azerbaycan’ın Ermenistan’ı yeni bir savaşa hazırlanmakla suçlamasıdır. Zira Bakü, uluslararası toplumu ve uluslararası örgütleri konuya müdahil olmaya çağırmaktaydı. Buna karşılık Erivan yönetimi ise bahse konu olan iddiaları reddetmekteydi. Ancak 27 Eylül 2020 günü, sabah saat 06.00 sularında Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Azerbaycan Ordusu’nun sınır hattındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik yoğun bir saldırı başlattı. Böylece Azerbaycan’ın iddialarının doğruluğu da ortaya çıktı. Bahsi geçen saldırı, ağır silahlar, havan mermileri ve çeşitli çaptaki toplarla gerçekleştirildi. Azerbaycan Savunma Bakanlığı’nın paylaştığı bilgilere göre, Terter ilçesine bağlı Gapanlı köyü, Ağdam ilçesine bağlı Çırağlı ve Orta Gervend köyleri, Fuzuli ilçesine bağlı Alkanlı ve Şükürbeyli köyleri ve Cebrayil bölgesine bağlı Cocuğ ve Mercanlı’nın maruz kaldığı yoğun bombardıman nedeniyle yalnızca askerler değil; siviller de Ermeni saldırılarının hedefi oldu.

Azerbaycan Ordusu’nun sınır birimleri, düşmanın bu provokasyonunu önlemek ve cepheye yakın bölgelerde yaşayan sivil halkın güvenliğini sağlamak amacıyla misillemede bulundu. Bu bağlamda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Başkomutan sıfatıyla sınır hattındaki durumla ilgili olarak Azerbaycan halkına seslenerek şunları söyledi:

“Bu sabah Ermenistan, Azerbaycan yerleşim yerlerine ve askeri mevzilerimize ateş açtı. Düşman ateşi sonucu sivil halk ve askerlerimiz arasında zayiatlar var. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Kanları yerde kalmayacak. Azerbaycan Ordusu, şu anda düşmanın askeri mevzilerine ateş etmekte, karşı hamleyle düşmanı susturmaktadır.”

Saatler ilerledikçe Azerbaycan Ordusu’nun başarılı operasyonları sonucunda Ermenistan işgali altında olan Füzuli rayonunun Garahanbeyli, Gervend, Kend Horadiz, Yukarı Abdulrahmanlı ve Cebrayıl rayonunun Böyük Mercanlı ve Nüzgar kentleri işgalden kurtarıldı. Akabinde Cumhurbaşkanı Aliyev, yaşanan gelişmelere ilişkin bilgileri paylaşarak Azerbaycan halkını bu zaferden ötürü kutladı.

Azerbaycan, Ermenistan saldırılarına rağmen operasyonlarında insani hassasiyetleri de göz ardı etmemektedir. Nitekim Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Azerbaycan Ordusu’nun sivil nüfusu ve sivil yerleşim yerlerini hedef almadığını duyurdu. Yani Ermenistan’ın aksine Azerbaycan, askeri operasyonlar sırasında Cenevre Sözleşmeleri de dahil olmak üzere uluslararası insani hukukun gerekliliklerine uymaktadır. Ermenistan Ordusu ise kasıtlı olarak sivil yerleşim yerlerini hedef almaktadır. Dahası Erivan yönetimi, işgal ettiği bölgelerdeki sivilleri de askeri tesislerin önünde toplamaya çalışmaktadır. Bu sebeple de Azerbaycan Ordusu, işgal altındaki topraklardaki sivil nüfusu, askeri tesislerden uzak durmaya çağırmaktadır.

Anlaşılacağı gibi, Ermenistan’ın söz konusu saldırısı kasıtlı ve önceden planlanmış bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Zaten son dönemde Suriye’nin kuzeyinde, terör örgütü PKK bünyesinde bir Ermeni yapılanması kurulmuştu. Ermeni teröristlerinden oluşan bu grup, aylarca silahlı eğitim almış ve birkaç gün önce de Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırılarında görevlendirilmek üzere Karabağ’a gönderilmişti. Bu da Ermenistan’ın bir terör devleti olduğunu ortaya koymakta ve terör örgütleriyle olan ilişkilerine ışık tutmaktadır.

Şüphesiz COVID-19 salgınıyla küresel dayanışmayı esas alan bir mücadelenin yürütülmesi gerektiği bu süreçte, Ermenistan’ın siyasi ve askeri provokasyonlarda bulunması, Erivan’ın uluslararası hukuka ve uluslararası topluma saygısızlık yaptığını göstermektedir. Nitekim BM 75. Genel Kurul toplantısının oturumu sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev de “Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü hiçbir zaman müzakere konusu olmadı ve olmayacak.” şeklinde beyanda bulunarak Ermenistan’ın saldırgan politikasını gündeme taşımış ve Erivan yönetimin son provokasyonlarına dikkat çekmişti.

Gelinen aşamada Ermenistan’ın saldırısı sonrasında başlayan çatışmalarda Azerbaycan Ordusu’nun çok sayıda yerleşim yerini işgalden kurtardığı görülmektedir. Bu da Azerbaycan açısından mutluluk ve gurur verici bir gelişme olarak dikkat çekmektedir. Bu noktada sorulması gereken soru ise “Ateşkes ihlalleri nedeniyle yaşanan çatışmalar, büyük çaplı savaşa dönüşür mü?” sorusudur.

Elbette Azerbaycan açısından olası kapsamlı savaş seçeneğindeki en önemli husus Türkiye’nin desteğini hissetmesidir. Bu yüzden de “Türkiye, Azerbaycan’a askeri destek verir mi?” sorusunu tartışmaya açmak gerekmektedir. Saldırılar sonrasında yapılan açıklamalar göstermektedir ki; Türkiye net bir şekilde Azerbaycan’ın yanındadır. Nitekim Ermenistan’ın saldırıları karşısında en sert tepkiyi veren ülke Türkiye olmuştur. Konuya dair yaptıkları açıklamalarda hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Ermenistan’ın saldırılarını kınamıştır. Dahası bu kınama açıklamalarında Türk yetkililer, Azerbaycan’ın istediği anda Türkiye’yi yanında göreceğini ve Türkiye’nin roket ve İHA’larının Azerbaycan’ın hizmetinde olduğunu belirtmiştir.

Tahmin edileceği üzere Türkiye, Azerbaycan’a askeri destek vermesi halinde, Rusya’yla olan münasebetlerinde bazı zorluklar yaşayabilir. Çünkü böylesi bir destek, Türkiye ve Rusya’yı karşı karşıya getirebilir. Bu da her iki aktör açısından da günümüz şartlarında tercih edilecek bir durum değildir. Bu sebeple de Rusya’nın Azerbaycan-Ermenistan hattında yaşanan gerilimi geniş çaplı bir savaşa dönüşmeden çözmesi beklenmektedir. Ancak diğer taraftan da Karabağ Sorunu’nun devam etmesinin Rusya’nın Kafkasya’daki nüfuzuna hizmet ettiğini vurgulamak gerekir. Dolayısıyla Moskova, Karabağ politikası sebebiyle bir paradoksun içindedir. Üstelik son çatışmayla birlikte sorunda Moskova için yeni bir gelişme söz konusudur. Bu gelişme de Bakü’nün Minsk Grubu’na olan inancını yitirmesidir. Çünkü 2016 yılının Nisan ayında Ermenistan’ın benzer saldırılarıyla yaşanan “Nisan Savaşları” zamanında da ateşkesin yeniden sağlanması için Rusya’nın önerileri etkili olmuştu. Fakat aradan geçen 4 yıllık zaman diliminde kalıcı bir sonuca ulaşılmamıştır. Bu sebeple de Azerbaycan’ın bugünkü tutumu, müzakerelere dönme amacı taşımamaktadır.

Bilindiği gibi, mevzubahis sorun, uzun yıllardır BM tarafından çözüm bekleyen meselelerden biridir. Meselenin diyalog yoluyla çözülmesi ise pek mümkün gözükmemektedir. Buna karşılık şartlar uygun olduğunda Azerbaycan, BM Sözleşmesi’nin 51. maddesine dayanarak meşru müdafaa hakkı çerçevesinde topraklarını Ermenistan işgalinden kurtarma hakkına sahiptir. BM Güvenlik Konseyi’nin konuyla ilgili aldığı kararların da içerik bakımından son derece önemli olduğunu ve bu kararlarda net bir biçimde Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının işgaline son vermesine değinen dört karar (822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlar) bulunduğunu hatırlatmak gerekir. Bu kararlarda işgalin derhal son bulması istenmekte ve işgal nedeniyle evlerini terk etmek durumunda kalan insanların sorunsuz ve insan onuruna uygun bir biçimde evlerine dönmelerinin sağlanması beklemektedir.

Son saldırılara bakıldığında ise Ermenistan yönetiminin iç siyasetteki başarısızlığı gizleme amacı taşıdığı görülmektedir. Zira Erivan yönetimi, ülke halkının dikkatini istikrarsız ekonomik ve siyasi ortamdan uzaklaştırmak istemektedir. Saldırının Karabağ bölgesinden değil de Azerbaycan-Ermenistan sınırından başlatılmasının sebebi ise Türkiye’yi de provoke etmektir. Yani Ermenistan, büyük çaplı bir savaş ortamı yaratarak Azerbaycan ve Türkiye’yi Rusya’yla karşı karşıya getirmek ve böylelikle Azerbaycan enerji boru hatlarının ve Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun çıkış noktasını sabote etmek istemektedir. Bu da Azerbaycan ekonomisine darbe vurarak Azerbaycan’ın Batı’yla olan kara bağlantısının kesilmek istendiğini gözler önüne sermektedir.

Ermenistan’ın tüm bu planlarına rağmen Azerbaycan Ordusu’nun başarılı bir sınav verdiği açıktır. Nitekim Azerbaycan, topraklarını işgalden kurtarmak için hem askeri hem de ekonomik anlamda gereken güce uzun yıllardır sahiptir. Ancak uzun süredir Bakü yönetimi, barış yanlısı bir tavır takınarak sorunun kan dökülmeden müzakereyle çözülmesini beklemekteydi. Fakat görüldüğü gibi, Ermenistan saldırıları sona ermemiş ve gerek BM kararları gerekse de Minsk Grubu sorunun çözülmesi için yetersiz kalmıştır. Üstelik mülteci durumuna düşmüş bir milyondan fazla Azerbaycanlı da uzun yıllardır evlerine dönecekleri günü beklemektedir. Dolayısıyla Azerbaycan’ın sonsuza dek sürecek müzakerelerin tarafı olma ihtimali yoktur. Bu nedenle de Ermenistan’ın kışkırtmalarıyla başlayan sıcak çatışma, 2016 yılında olduğu gibi çok kolay şekilde sona ermeyebilir. Öte yandan yukarıda belirtildiği gibi Rusya’nın bölgedeki tansiyonu düşürmeye yönelik bir çaba harcayacağı öngörülebilir. Bu kapsamda müzakere masasına dönülse bile, Azerbaycan sahada önemli kazanımlar elde ederek masaya güçlü bir şekilde oturmalıdır. Olası müzakerelerde ise süreç Minsk Grubu üzerinden yürütülmemeli ve Türkiye’nin de yer aldığı yeni bir çözüm gurubu oluşturulmalıdır.

Total
5
Shares
1 comment
  1. Çok teşekkürler, eksik kalan bilgilerim olduğunu farkettim.
    Peki yorum sorusu olarak, Azerbaycan ilerlemesi şu anda iyi gidiyor. Eğer Azerbaycan, tüm Yukarı Karabağ topraklarını kurtarırsa, BM güvenlik konseyi bu sefer Azerbaycan için ne gibi kararlar alabilir? Kanunen almaması gerekiyor, fakat Azerbaycan karşıtı kararlar alacağını düşündüğüm için size de sormak istedim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Azerbaycan Ordusu Karabağ Bölgesinde İlerlemeye Devam Ediyor

Next Article

Latin Amerika'da ABD Nüfuzunun Kırılma Nedenleri

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.