IŞİD/DAEŞ Neden Bit(irile)miyor?

2013 yılında Ortadoğu’nun kalbinde ortaya çıkan ve 2019’un sonlarına kadar coğrafi olarak varlığını sürdüren Irak Şam İslam Devleti/Devletü’l Irak ve’ş Şam’ın (IŞİD/DAEŞ), nüfuzu altına aldığı bölgelerde yaptığı katliamlar ve dünyanın çeşitli ülkelerinde düzenlediği saldırılar nedeniyle dünyanın önemli bir kısmının mutabık kaldığı bir terör örgütüdür. IŞİD/DAEŞ’in lideri Ebubekir el-Bağdadi’ydi ve Bağdadi’nin öldürülmesinden sonra örgütün önemli bir darbe alarak yok edilme sürecinin hızlanacağı düşünülmekteydi. Terörizm üzerine araştırmalar yapan bazı uzmanlar, liderlerin öldürülmesinin terör örgütlerinin çökmesinde etkili olacağını savunmaktadır. Ancak IŞİD/DAEŞ örneğinde bu tespit, tartışmalı hale gelmiştir. Bağdadi’nin öldürülmesine rağmen terör örgütü varlığını sürdürmekte ve saldırılarına devam etmektedir.

Örgütün şu anda hakim olduğu bir alandan bahsetmek mümkün değildir. Ancak hücre yapılanmaları ile çöl bölgelerinde varlıklarını sürdürdükleri bilinmektedir. Jonathan Spyer, Nisan 2020’de yazdığı bir yazıda IŞİD/DAEŞ’in 20 ile 30 bin arasında militana sahip olduğunu ve para ya da silah sıkıntısı çekmediğini yazmıştır. [1] James F. Jeffrey ise Wilson Center’da kaleme aldığı bir yazısında IŞİD/DAEŞ’li terörist sayısının 8 ile 16 bin arasında olduğunu tahmin etmektedir.[2] Peki, IŞİD/DAEŞ terör örgütü neden bitirilememektedir?

Öncelikle terör örgütlerinin yok edilmesi oldukça uzun, zorlu ve masraflı bir süreçtir. Bunun yanında örgüt üyelerinin kimliklerini gizleyebiliyor olmaları, varlıklarını sürdürebilmeleri noktasında en önemli avantajlarıdır. Ayrıca günümüzde bir örgütün varlığını devam ettirebilmesi için ya bir desteğe ya da silah ve para akışı ile eleman devşirmenin kolay olduğu bir coğrafyaya ihtiyacı vardır. Bu özellikler Ortadoğu’da bulunmakla beraber bölgede otoritesini tesis edemeyen devletler nedeniyle ortaya çıkan güç boşluğu, terör örgütlerine avantaj sağlamaktadır.

IŞİD/DAEŞ’in neden bitirilemediğine bakıldığında, öncelikle Ortadoğu’da bu terör örgütü ile mücadele ettiğini iddia eden çeşitli aktörler vardır. Lakin bu aktörler terör örgütüyle mücadeleyi daha çok bölgeye müdahale etmek ya da bölgedeki varlıklarını meşrulaştırmak için bir gerekçe olarak kullanmaktadır. Örnek olarak ABD’nin bir önceki Başkanı Donald Trump, IŞİD/DAEŞ’in yenildiğini açıkladığı dönem, Suriye’den çekilmeyi planlarken Savunma Bakanlığı yetkilileri tam tersi bir şekilde bölgede hâlâ binlerce IŞİD/DAEŞ’li terörist olabileceğini açıkladı.[3] Daha sonra ise Suriye’den çekilme planları rafa kaldırıldı.

Trump yaptığı bir açıklamasında ise “Suriye’deki petrolü alabiliriz”[4] diyerek aslında bölgede bulunmalarının nedenlerinden birinin petrol olduğunu ortaya koydu. Bununla birlikte bölgede meşruluk kazanmaya çalışanlardan biri, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD’dir. PYD hem Ortadoğu’da hem de dünyada IŞİD/DAEŞ’i kendilerinin yendiğini iddia etmektedir. Bu iddianın sayesinde çeşitli ülkelerden destek alan PYD’nin, IŞİD/DAEŞ’in bitirilmesi sonrası desteğinin azalması ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle PYD, kendisi gibi bir terör örgütü olan IŞİD/DAEŞ’in bitirilmesini değil kontrollü bir şekilde varlığının devam etmesini istediği söylenebilir.

İkinci olarak bugüne kadar IŞİD/DAEŞ militanlarından önemli bir kısmı etkisizleştirilmiştir. Ancak etkisizleştirmeden kasıt; öldürme, yaralama ya da yakalamadır. IŞİD/DAEŞ’in binlerce militanı öldürülürken aynı zamanda birçoğu da yakalanmıştır. Ancak terör örgütü PYD, bazı IŞİD/DAEŞ’li teröristleri serbest bırakmaktadır. Ekim 2020’deki bir habere göre PYD’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolünde 20’ye yakın cezaevi ve bu cezaevlerinde kalan 10 binden fazla IŞİD/DAEŞ’li terörist bulunmaktadır. SDG, genel af kapsamında yüzlerce teröristi serbest bırakmıştır.[5]

Üçüncü olarak Irak ve Suriye yönetimleri, otoritelerini tesis etme sorunu yaşarken bununla beraber etnik, dini, mezhepsel veya aşiret yapıları terör örgütleriyle mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Irak günümüzde resmen etnik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden yönetilmekte, aşiretler önemli aktörler olarak ortaya çıkmakta ve çeşitli gruplar bundan faydalanmaktadır. Bu noktadaki en önemli ayrıntı ise yakalanan bir IŞİD/DAEŞ militanın kimliğidir. Örneğin Irak’ta güçlü bir aşirete sahip olan bir terörist, aşireti sayesinde çeşitli siyasiler üzerinde yargıya müdahale edebilmektedir. Ayrıca bu süreçteki en önemli sorunlardan biri de rüşvettir. Hukukun olmadığı bir coğrafyada rüşvet, bütün kapıları açmaktadır. Neticede kısa süre sonra, terörist serbest kalmaktadır. Irak’ta yakalanan bazı IŞİD/DAEŞ’li teröristlerin bu sayede serbest kaldıkları bilinmektedir. Devlet otoritesinin tam manasıyla tesis edilemediği bir ülkede bunların yaşanması gayet normal karşılanmakta ve Iraklılar da bu duruma pek ses çıkaramamaktadır.[6] Bu durumun diğer insanları terör örgütlerine katılma noktasında cesaretlendirdiği söylenebilir.

Dördüncü olarak bir terör örgütünü bitirebilmek için örgütün ortaya çıkış nedenlerinin araştırılması ve bu konuda sosyal, siyasal, ekonomik reformlar yapılması gerekmektedir. Ancak bugün Irak ve Suriye’de, IŞİD/DAEŞ’in ortaya çıktığı süreçteki sorunlar giderilmemiş hatta yaklaşık yedi yıldır bu sorunlar daha da derinleşmiştir. Bu derinleşme, toplumlardaki kırılma noktalarını arttırırken bir kesimin ise terörizme yönelmesine neden olmaktadır. Günümüzde Irak ve Suriye vatandaşlarının önemli bir kısmının geleceğe dair umudunun bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Bu durum ise ülkelerdeki yapısal sorunların devam ettiğini ve çeşitli güçlere rağmen Irak örneğinde de görüleceği üzere sağlıklı bir barış inşası gerçekleştiremedikleri görülmektedir. Bu da terörizmi hâlâ bir seçenek olarak tercih edilmesine neden olmaktadır.

Beşinci olarak ülkelerdeki yapısal sorunların varlığının yanı sıra çeşitli aktörlerin izlediği politikalar da çatışmayı körüklemekte ve intikam almak isteyen bireylerin IŞİD/DAEŞ’e katılmasına neden olmaktadır. Bu süreçte örnek olarak Haşdi Şabi gösterilebilir. Haşdi Şabi, IŞİD/DAEŞ’le mücadele adı altında girdiği Sünni köylerinden katliamlar yaptığı bilinmektedir. Daha eskiye bakıldığında, Irak Eski Başbakanı Nuri el-Maliki döneminde yaşananlar Şii-Sünni çatışmasını körüklemiş ve bundan olumsuz etkilenen birçok insan terör örgütlerine katılmıştır. Ayrıca ABD ve İran gibi aktörlerin müdahaleleri ve çıkar çatışmaları söz konusu ülkelerdeki istikrara zarar verdiği gibi, devlet otoritesinin kurulmasında da engel teşkil etmektedir. Dahası bu gelişmeler; ülkelerdeki toplumsal uyumun zayıflamasına, etnik, dini, mezhepsel kimlikler üzerinden toplumun bölünmesine, ötekileştirilen grupların düşman olarak görülmesine neden olmaktadır. Örneğin ABD’nin Suriye’de desteklediği terör örgütü PYD, bölgedeki Araplara karşı uyguladığı baskı çeşitli sorunlara gebedir. Neticede yaşananlar, terörizmin beslendiği kaos ortamının oluşmasına yol açmaktadır.

Altıncı olarak Trump’ın Bağdadi öldürüldükten sonra yaptığı açıklama, örgütün bittiğine dair bir algı yaratmıştır. Ancak etkisizleştirilen terörist sayısı, terör örgütlerinin yok edilmekte olduğunun bir kanıtı değildir. Örgütler, militan sayısı bakımından zayıflatılsa da yok edilmeleri kolay bir süreç değildir. Ancak yöneticilerdeki yanlış algılar, terörizmle mücadele sürecini de sekteye uğratabilmektedir. IŞİD/DAEŞ’in günümüzde hâlâ sosyal medyada ya da gizli hücreleri üzerinden faaliyetlerine devam ettiğini söylemek mümkündür. Ayrıca örgütün bitirilebilmesi için Ortadoğu’daki para akışı ile silah ve uyuşturucu ticareti sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir.

Sonuç olarak Irak ve Suriye’de çeşitli sorunlar devam etmektedir. Bu sorunların yapısal bir hal alması, IŞİD/DAEŞ terörünün hayat damarlarının kopmasını engellemekte ve varlığını devamına neden olmaktadır. Ayrıca Suriye ve Irak’ta varlığını aktif bir şekilde sürdüren IŞİD/DAEŞ’in şimdiki aktörlerle bitirilmesi mümkün değildir. Terör örgütlerini bitirmek için kararlılık şarttır. Özellikle terör örgütünün kullanışlı bir aktör olması ve çıkarları için örgütün devamını isteyenler, bu sorunun çözülememesinin en önemli nedenleri arasındadır.


[1] Jonathan Spyer, “ISIS and Coronavirus: Will Terrorists Exploit COVID-19?”, The Jerusalem Post, 17.04.2020, https://www.jpost.com/middle-east/behind-the-lines-isis-and-the-virus-624913, (Erişim Tarihi: 05.02.2020).

[2] James F. Jeffrey, “Part 1: The Future of ISIS”, Wilson Center, 22.12.2020, https://www.wilsoncenter.org/article/part-1-future-isis, (Erişim Tarihi: 05.02.2020).

[3] “Trump IŞİD’e Karşı Tek Taraflı Zafer İlan Etti”, Amerika’nın Sesi, 22.03.2019, https://www.amerikaninsesi.com/a/trump-iside-karsi-tek-tarafli-zafer-ilan-etti/4843456.html, (Erişim Tarihi: 05.02.2020).

[4] “Trump’tan tartışmaya neden olan açıklama: Suriye’deki petrolü alabiliriz”, TRT Haber, 12.01.2020, https://www.trthaber.com/haber/dunya/trumptan-tartismaya-neden-olan-aciklama-suriyedeki-petrolu-alabiliriz-453625.html, (Erişim Tarihi: 06.02.2020).

[5] ‘‘Suriye’nin Kuzeyinde Yüzlerce IŞİD’li Serbest Bırakıldı’’, Amerika’nın Sesi, 15.10.2020, https://www.amerikaninsesi.com/a/suriyenin-kuzeyinde-yuzlerce-isidli-serbest-birakildi/5623110.html, (Erişim Tarihi: 05.02.2020).

[6] Haziran 2019’da Irak’a düzenlediğim araştırma gezisi sürecindeki tespitlerim.

Total
2
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Türk Kadınının Başka Bir Miladı: 8 Şubat 1935 Milletvekili Seçimleri

Next Article

Çin-Irak İlişkileri: Borç Tuzağı mı; Yoksa Rantiyer Bir Devletin Çaresizliği mi?

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.