Çin-Irak İlişkileri: Borç Tuzağı mı; Yoksa Rantiyer Bir Devletin Çaresizliği mi?

Son on sene içerisinde Çin’in Orta Doğu’daki etkinliği önemli ölçüde artmıştır. Bazı yorumculara göre, Orta Doğu coğrafyasında zayıflayan ABD hegemonyasını Çin doldurmaktadır. Çin’in Orta Doğu politikaları daha çok ekonomik ilişkiler çerçevesinde şekillenirken; ister istemez bölgesel güvenliği de etkilemektedir. Orta Doğu ülkeleri içinde 2018 yılında yer alan Irak, Kuşak-Yol Projesi bağlamında 28 milyar dolar Çin’den kredi almıştır. Bahsi geçen olayın ardından iki ülke arasındaki ilişkiler hızlı bir şekilde gelişmiştir.

Çin, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgal ermesine karşı çıkmış olmasına rağmen; işgal sonrasında değişen konjonktür vesilesiyle Irak’tan en çok kâr elde eden ülkelerden biri haline gelmiştir. Nitekim Çin Millî Petrol Şirketi (CNPC), 2008 senesinde Irak devletiyle petrol anlaşması yapan ilk yabancı şirket olmuş ve kısa süre sonra İngiliz BP ile ortak bir anlaşmaya imza atarak Irak’ın en büyük petrol sahası olan Rumaila Petrol Sahası’nı geliştirmekle yükümlü olan müteahhit taraf konumuna ulaşmıştır.

Financial Times’da yayınlanan bir analize göre Çin, Irak’ın en büyük ticarî ortağıdır. Çin, petrol satan ülkeler içinde Rusya’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.[1] Çin’in yurtdışında pek fazla askerî üssünün bulunmaması ve ilk yurtdışı askerî üssünün yaklaşık dört sene önce Cibuti’de kurulmasına rağmen stratejik bölgelerde bulunan ve gerektiğinde işlevsellik açısından askerî limanlara dönüşebilen ticarî limanlara yüklü yatırımlar yaptığı bilinmektedir. Örneğin Umman Körfezi’nin iki ucunda bulunan ve Hint Okyanusu jeopolitiği açısından oldukça önemli limanlar olan Pakistan’ın Gwadar Limanı ve Umman’ın Duqm Limanı, 50 yıllığına Çin tarafından kiralanmıştır.

Çin’in dış politika tercihlerini etkileyen ilk faktör, enerji hatlarının güvenliği özellikle de dünyadaki birinci petrol ithalatçısı olarak petrol taşımacılığının güvenliğidir. Irak da OPEC’in ikinci petrol üreticisi ülkesi olarak bu açıdan Çin için önem taşımaktadır. Mart 2020 tarihinde petrol fiyatında yaşanan müthiş düşüş ve ardından Covid-19 salgınının yol açtığı ekonomik sıkıntılar, Irak’ın petrol satışından elde ettiği gelirleri oldukça düşürüp söz konusu ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizi daha da derinleştirmiştir.

Dünya Bankası’nın 11 Kasım 2020 tarihinde yayınladığı rapora göre, petrol fiyatlarında yaşanan düşüş ve Covid-19 salgını devam ettiği takdirde, 5,5 milyon Iraklı daha yoksulluk sınırının altına düşebilir. Bu da Irak’ın güvenliği için yeni krizlerin oluşabileceği anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle, Pekin-Bağdat ilişkileri çerçevesinde Çin’in Irak petrolüne duyduğu ihtiyaç kadar, Irak’ın Çin’in yatırımı ve kredisine duyduğu ihtiyaç da önemlidir. Nitekim Irak Eski Başbakanı Adil Abdülmehdi, Eylül 2019 tarihinde Çin’e yaptığı ziyarette, Irak’ın Kuşak-Yol projesine katıldığını resmen açıklamıştır.[2]

Abdülmehdi’nin bir kuantum sıçrayışı olarak nitelendirdiği bu ziyaret sonrasında, taraflar arasındaki ikili ekonomik ilişkiler önemli bir gelişme göstermiştir. Çin Gümrüğü’nün paylaştığı bilgilere göre, 2020 yılının ilk on ayında Çin, toplam 16,6 milyar dolar değerinde; yani günlük 25,1 milyon varil ham petrolü Irak’tan ithal etmiştir. Bunun yanı sıra Çin’in ZhenHua Petrol Şirketi (ZPMC), Irak’ın Devlet Petrol Pazarlama Kurumu’yla (SOMO) beş yıllığına aylık 4 milyon varil ham petrolün satın alınması için büyük bir anlaşma yapma aşamasındadır. Irak Parlamentosu’nda görüşülmekte olan ve son onayını Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’nin vermesi gereken bu anlaşma, taraflar arasındaki iktisadi ilişkileri yeni bir evreye taşıyacaktır.[3]

Mevzubahis anlaşmaya göre ZPMC, ilk aşamada ön ödeme olarak Irak’a 2 milyar dolar verecektir. Bazı yorumculara göre, bu ön ödeme ve ardından Çin’den alınması planlanan krediler uzun vadede Irak ekonomisini Çin’e teslim edecektir. Ancak Irak Başbakanı Kazımi’nin söylediğine göre, Irak ekonomisini yeninden yapılandırmak için başka alternatif yoktur. Dolayısıyla Bağdat’ın başka çaresi de kalmamıştır. Bir diğer ifaddeyle bazı yorumcular, Çin’in Irak’a verdiği kredileri, Pekin’in Irak’ı sömürgeleştirmek için borç tuzağına çektiği şeklinde okurken; bazı yorumcular da Irak’ın rantiyer bir devlet olarak bekasını sağlamak için Çin kredilerine sığınmaktan başka çaresi kalmadığına dikkat çekmektedir.

Neticede son yıllarda Çin ile Irak arasındaki iktisadi ilişkiler gelişmektedir. Bağdat yönetiminin Kuşak-Yol Projesi’ne dahil olmasıyla birlikte bu ilişkiler hem jeopolitik bir boyut kazanmış hem de iktisadi anlamda daha da derinleşmiştir. Her ne kadar gelişen ekonomik ilişkiler Çin’in Irak’ı borç tuzağına çektiği yönünde eleştiriler alsa da Bağdat’ın iktisadi bakımdan rahatlamak adına başka çaresi yok gibi görünmektedir.


[1] “China’s Middle East Strategy Comes at A Cost to the US”, Financial Times, https://on.ft.com/3qeJ7lW, (Erişim Tarihi: 09.02.2021).

[2] Sophie Zinser, “A Quantum Leap Forward: Chinese Influence Grows in Iraq’s Oil Market”, The Diplomat, https://bit.ly/3a6peZ0, (Erişim Tarihi: 09.02.2021)

[3] “Iraq Signs $2B Oil Prepayment Deal with China’s ZenHua Oil”, World Oil, https://bit.ly/36Tahr9, (Erişim Tarihi: 09.02.2021).

Total
3
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

IŞİD/DAEŞ Neden Bit(irile)miyor?

Next Article

Dünya Bülteni

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.