Toplum Gözetleniyor: Panoptikon

Panoptikon[1] kavramı, literatüre İngiliz filozof Jeremy Bentham tarafından kazandırılmıştır. Temelde bir hapishane tasarımı olan panoptikon, bu tasarımdan fazlası olarak ortaya çıktığı tarihten bugüne dek birçok olgu ve fikrin dayanak noktasını oluşturmuştur. Bentham, panoptikon tipi cezaevi tasarımını kurgularken gözetleme kavramından şiddetli bir şekilde etkilenmiştir. Bentham’ın tasarımında bu olguya ne kadar dayandığı meçhul olsa da gözetleme kültü antik Mısır mitolojisinden gelmektedir. Bu mitolojide var olan Horus’un gözü de bu kurgunun olgusal olarak açıklanabileceği noktalarından biridir.

Tanrı’nın gözü olarak Mısır’ın ölüler kitabında adlandırılan ve kimi kaynaklarda Ra’nın gözü şeklinde karşılık bulmuş olan Horus’un Gözü, vicdanın 24 saat kapanmayan gözü olarak bireyin hem toplumsal yaşamında hem de kişisel yaşamında gözden ve gördüklerinden kaçamayacağını ifade eden mitolojik bir varlıktır. Belirtmek gerekir ki göz ve gözetleme olguları yalnızca Mısır’da değil, çeşitli medeniyetlerde ve bu medeniyetlere ait mitlerde de insanların bir adalet duygusuna sahip olabilmesinin ve toplumsal yaşantıda hükümdarın sağlamaya çalıştığı sübjektif güvenliğin korunabilmesi için tetikleyici bir etkiye sahip olmuştur. Bentham ise Antik Mısır’da tanrının varlığının yansıması olarak karşımıza çıkan bu göz olgusunu, “Tanrı’nın her yerdeliği” kavramıyla açıklamaya çalışmıştır.

Bu fikrin, daha rahat anlaşılabilmesi için Bentham’ın ortaya koyduğu panoptikon tipi hapishane tasarımı etraflıca incelenmelidir. Bu tasarımın temel amacı, ortaya konduğu yüzyılda toplumun kontrol altına alınması ve yukarıda bahsedilen sübjektif güvenliği isteyen iktidarların bu işlevlerini sağlayabilmesidir. Bir başka deyişle, Jeremy ve Samuel Bentham’ın insanların içine girmekten çekineceği bir hapishane inşa etmesiyle suçun önlenmesi amaçlanmıştır. Dünya’nın her yerinde ceza hukukunun ve ceza hukukuna konu olan yargı ağının amacı suç işleyenleri cezalandırmaktan ziyade suçun önlenmesi olmuştur. Bu noktada egemen güç tarafından ortaya konan kanunlar belirli fiillerin icra edilmesi durumunda belirli cezalar ve yaptırımlar öngörmüştür. Bununla birlikte üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise hukuk sistemlerinde infaz aşamasının caydırıcılık amacı değil ıslah amacı taşımasıdır. Bentham kardeşlerin tasarımı olan bu cezaevi ise bir caydırıcılık amacı güdülerek ortaya çıkmıştır.

Panoptikon tipi hapishaneler, dairesel yapıdadır. Bu yapının çevresinde mahkumların bulunduğu hücreler mevcuttur. Bu hücrelerin dışarıdan gün ışığı alan bir camı ve dairenin merkezindeki gözetleme kulesini gören bir kapısı vardır. Dairenin merkezinde ise gardiyanların ve muhafızların gözetleme amacıyla görev aldığı bir gözetleme kulesi mevcuttur. Gardiyanlar, hücrelere dışarıdan gelen ışığın sayesinde 24 saat boyunca mahkumların en ufak hareketini bile görebilme imkanına sahipken; hücrelerdeki mahkumlar, gözetlendiklerini bilmekte ancak nasıl ve ne zaman gözetlendiklerini bilmemektedirler. Yani mahkumlar, 24 saat boyunca gözetlendikleri düşüncesiyle yaşamaktadır. Bu tip hapishanelerde mahkumlar birbiriyle karşılamadıkları için hem yalnız kalmakta hem de tüm hareketleri sürekli olarak kontrol altında tutulmaktadır. Oldukça insanlık dışı görünen bu sistem Benhtam’ın faydacılık felsefesinin bir yansımasıdır; çünkü bu tip bir hapishanede çok az maliyet ve emekle çok daha fazla denetim sağlanabilmektedir.

Bentham’ın tasarımının altında yatan en önemli felsefe ise “görünmeden gözetleme” olarak karşımıza çıkmaktadır. Tekrar panoptikona dönecek olursak, yukarıda anlatıldığı gibi bu hapishanenin merkezinde bulunan gözetleme kulesinin içi, mahkumlar tarafından görülememektedir. Yani mahkumlar bu kuleye her baktıklarında gözetlendiklerinin farkına varmakta ancak bunun kesin bir karşılığına haiz olmamaktadır. Nitekim görünmeden gözetleme olarak ortaya çıkmış olan bu düşünce, gözetlenen kişinin hayatının her anında gözetlenildiği fikriyle yaşamasına ve gözetleyicinin otoritesinin beklenilenin çok üzerinde bir oranda sağlamlaşmasına sebep olmaktadır. Kim bilir bu fikir, George Orwell’ın “büyük birader seni izliyor” şeklinde edebiyat tarihine geçen bir cümle kaleme almasına bile vesile olmuştur.

Panoptikon tipi hapishaneler ve Bentham’ın bu yapıya ilişkin fikirleri, hiçbir zaman hayat bulamamış olsa da günümüzde bu yapının özgülenebileceği çeşitli durumlar varlığını korumaktadır. Bireylerin kendi hayat standartlarına ilişkin kontrol mekanizmaları ile devletin ontolojik açıdan varlık sebebi aslında ortaya devasa bir panoptikon çıkarmaktadır. Kişiler, kendi güvenliklerinden ve hayat standartlarından taviz vermemek için birçok konuda bir panoptikonun hücrelerinden birinde yaşamayı göze almaktadır. Devlet, bu denklemde gözetim toplumunun merkezindeki gözetleyici olarak varlığını sürdürürken; bireylerin temel hak ve özgürlükleri ile çıkarları arasındaki dengeyi her geçen gün yeni bir panoptikonun kurulması için mesai harcamayı içselleştirmiş ve bu hedefe güdülenmiştir.

İnsanlık her geçen gün tarihin, karanlık çağların ve geleceğin aydınlanması adına buluşlar yapmakta, fikirler üretmekte olsa da günümüzden yüzyıllar önce ortaya çıkmış, en basit tabiriyle temel hak ve özgürlüklerin çiğnenmesi üzerine planlanmış bir fikrin gölgesinde yaşamaya devam etmektedir. Antik çağlardan beri süregelen bu olgunun günümüzde bu denli şiddetlenerek varlığını devam ettirmesi yukarıda bahsedilen denklem hakkında düşünülmesi gereken yegane noktadır.


[1] Yazının hazırlanmasında desteklerini esirgemeyen sayın hocam M. Emin Yıldız’a teşekkür ederim.

Total
1
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Dünya Bülteni

Next Article

Dünya Bülteni

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.