Çin-İran Antlaşması ve Kazan-Kazan Politikası

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Ortadoğu ziyareti kapsamında 27 Mart 2021’de İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret etti. Ziyaret kapsamında İran Devrim Rehberi Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı İran Meclis eski başkanı Ali Laricani ile görüşerek, İran ile Çin arasında 25 yıllık Kapsamlı İşbirliği Antlaşmasını masaya yatırılmıştır. Sonrasında ise iki devlet arasında adı geçen antlaşma imzalanmıştır. İmzalanan antlaşmayla birlikte Çin 25 yıllık süre içinde İran’a yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım yapacağını taahhüt etmiştir. Anlaşma iki devlet siyasi, ekonomik, askeri ve bankacılık gibi birçok alanda ikili ilişkilerin gelişeceğini kapsamaktadır.

2018 yılında ABD başkanı Donald Trump’ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP)’dan çekilmesinin ardından İran ekonomik dar boğaza girmiştir. Akabinde ise Covid-19’un İran’da etkili bir şekilde hissedilmesi bu dar boğazı derinleştirmişti. Bunun yanı sıra İran, AB’den de umduğunu bulamamıştır. Bu mana da kendisine yeni ortaklar aramak zorunda kalmıştır. Zira İran ekonomisinin temeli petrol ve doğalgaz ihracatına dayanmaktadır. Ancak ABD’nin KOEP’ten çekilmesinden sonra İran’ın petrol ve doğalgaz rezervi günden güne düşmüş, ülkesinde çıkan petrol ve gaz rezervini satacak pazar bulamamıştır. Her yol İran’a kapanmıştır. Bu manada İran yeni bir partner olarak Çin ile ilişkilerini geliştirme yoluna girişmek istemiştir. Nitekim İran ile Çin dönem dönem birbirlerini siyasi ve ekonomik alanlarda partner olarak değerlendirmiş ve bölge siyasetinde bir çıkış kapısı olarak görmüştür.

2015 yılında KOEP kapsamında İran’a uygulanan ambargolar kalkmış ve Çin’in de içinde bulunduğu P5+1 ülkeleri ile İran arasında ticari, ekonomik ilişkileri geliştirmek adına görüşmeler başlamıştır. Bu durum Çin ile İran arasındaki ilişkin yumuşamasına sebep olmuştur. Çin, İran’ı “Kuşak Yol” projesine katkı sağlayacak önemli bir aktör olarak görmüştür. Zira Çin, İran’ın jeopolitik konumundan istifade etmek istemektedir.

Öte yandan Donald Trump’ın ABD başkanlığına seçilmesi sonrası, ABD dış politikasında değişime gitmiş, Çin’e karşı ticaret savaşı açılmış, İran ise Ortadoğu’da izole edilmeye çalışılmıştır. Bu durum iki devletin yakınlaşmasına neden olmuştur. Bununla birlikte 2020 yılının sonunda ABD’de yapılan seçimler sonrasın Trump’ın yerine Biden’ın seçilmesi, İran’da bir umut ışığı yakmıştır. Zira Biden seçim kampanyaları sürecinde İran’a uygulanan ambargoların kaldırılacağı yönünde beyanlarda bulunmuştur. Ancak seçimin üzerinden aylar geçmesine rağmen ABD’nin İran politikasında gözle görülür bir değişim olmamakla birlikte, Biden’ın İran hakkındaki beyanları söylemden öteye geçmemiştir. Bu durum karşısında İran son çıkış kapısı olarak gördüğü Çin ile adı geçen anlaşmayı imzalamıştır. Bu anlaşma ile Çin, İran’dan ucuz fiyatlı petrol ve gaz ihtiyacını karşılayacaktır. Böylelikle İran, enerji rezervlerini ihraç edecek yeni bir pazar bulurken, içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı hafifletecek bir yol bulmuştur. Çin ise son yıllarda yaptığı büyük sanayi sektörü için ucuz maliyetli enerji kaynağı bulmuştur. Ayrıca Anlaşma gereği bankacılık alanında yapılan düzenlemeler ve iki devlet arasındaki ticari ilişkilerde milli paranın kullanılması İran’ın ekonomisini rahatlatacaktır.

Bununla birlikte anlaşma iki ülke arasında askeri alanda işbirliğinin kapsamaktadır. Bu minvalde ortak eğitim, tatbikat, istihbarat paylaşımı, silah antlaşmalarını içermektedir. Böylelikle Çin Kuşak Yol projesi geçiş güzergahının güvenliğini sağlarken, İran ise Ortadoğu’da İsrail ve diğer Arap ülkelerine karşı yeni bir müttefik bulmuştur. Ayrıca enerji geçiş güzergahı için önemli bir bölge olan Hürmüz Boğazına sınır Bender Abbas ve Abadan’a askeri üs kuracaktır. Böylece Çin Kuşak Yol projesinin önemli bir unsuru olan enerji güzergahını kendi kontrolün altında tutacaktır.

Çin’in İran’a demiryolu, liman gibi yatırımlarıyla öncelikli olarak Orta Asya ve Kafkasya’ya daha kolay açılabilecek ve kendi pazar gücü artırabilecektir. Zira geçtiğimiz günlerde İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in Orta Asya ziyaretini bundan bağımsız düşünmek anlamsızdır. II. Karabağ Savaşı sonrasında Ermenistan ile sınırı kapanan İran’ın Orta Asya’ya ve Kafkasya’ya açılan kapısı kapanmıştır. Bu durum karşısında İran yeni bir yol arayışı içine girmiştir.

Öte yandan İran’ın Ortadoğu’daki etki alanı Çin’i cezp etmektedir. Çin, İran etkisi altında bulunan Ortadoğu ülkelerine yakınlaşmayı hedeflemektedir. Zira bu durumu Lübnan’da bulunan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın bir canlı yayında Çin’in Lübnan’a yatırım yapması konusunda çağrıda bulunduğu görülmüştür. Ayrıca Irak Başbakanı Kazımi’nin de Çin ile ilişkilerini geliştirmeyi istediği zaman zaman söylemleriyle görülmüştür.

Çin-İran yakınlaşmasından şüphesiz en fazla rahatsız olan ABD olacaktır. Zira şimdiye kadar Kuşak-Yol projesi çerçevesinde Çin ile en fazla mücadele eden ABD olmuş ve bu projeyi engel olmak adına diplomatik, ekonomik, siyasi mücadelede bulunmuştur. ABD’nin Çin-İran ortaklığı karşısında nasıl bir yol izleyeceği merakla konusudur. Muhtemelen İran bu antlaşmayla birlikte ABD’yi nükleer anlaşma masasına çekeceği beklenmektedir. ABD ise bir yandan İran ile diplomatik ilişkileri geliştirme yoluna gitme ihtimali gözükürken, diğer yandan da İran içinde istikrarı bozacak faaliyetler yürüteceği düşünülebilir. Zira İran’da zaman zaman meydana gelen sokak eylemlerinin ABD tarafından körüklendiği İran yetkili mercilerince dillendirilmiştir. Ayrıca ABD’nin bu sokak eylemlerinde halka direnme yönünde söylemlerde bulunduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra ABD, İran’ın bölgede etkinliğini daraltacak faaliyetler yürütebilir. Irak’ta İran iltisaklı grupları ve İran üslerini vurabileceği düşünülürken, Suriye’de ise bu görevi müttefiki İsrail’e verebilir.

Sonuç olarak İran-Çin antlaşması iki taraf açısından da kazan-kazan politikası olarak değerlendirilebilir. İran’ın Çin ile ilişkilerinin gelişmesinin temel sebebi ABD’nin İran’a uyguladığı tecrit politikası olarak değerlendirilebilir. Bu manada İran, ABD tarafından Çin’in kucağına itilmiştir. 2018 yılından beri ekonomik darboğazda olan İran için bu antlaşma nefes alacak yeni bir pencere olarak değerlendirilebilir. Şimdiye kadar batıdan umduğunu bulamayan İran yüzünü doğuya çevirecektir. Zira adı geçen antlaşma sonrasında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, gelecek yüzyılın Asya yüzyılı olacağını söylemesi İran’ın yüzünü doğuya çevireceğinin göstergesidir. Ayrıca Zarif’in Orta Asya ziyaretleri de bu kapsamdadır. Bunun yanı sıra İran doğulu müttefiki Çin sayesinde BM’de kendine destekçi bulmuştur.     

Total
2
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

“Benin Modeli” ve 2021 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Next Article

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'de Yeni Denklem

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.