ABD-Rusya Rekabetinin Oyun Sahası: Kırgızistan

Kırgızistan’daki olaylar, 4 Ekim 2020 tarihinde seçimlere hile karıştırıldığı iddiasıyla başlamıştır. Olayların arka planında ise kutuplaşma, ekonomik yetersizlik, yolsuzluk ve işsizlik gibi sorunlar yer almaktadır. Nitekim ülkenin geleceğini belirlemek amacıyla yapılan seçimi tanımayan muhalefetteki 12 siyasi partinin taraftarları, çeşitli gösteriler düzenleyip Cumhurbaşkanlığı Konutu’nu ve Parlamento’yu işgal etmiştir. Ayrıca eski Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ve eski milletvekili Sadır Caparov da göstericiler tarafından cezaevinden çıkarılmıştır. Protestolar esnasında bir kişi ölmüş ve 590’dan fazla kişi de yaralanmıştır. Tüm bu gösteriler sebebiyle Başbakan Kubatbek Boronov ve Meclis başkanı Dastanbek Cumabekov istifa etmiştir. Dahası mevcut Cumhurbaşkanı Sooranbay Ceenbekov da istifa edebileceğini aktarmış ve Bişkek’te olağanüstü hal ilan etmiştir. Seçimlerde meclise giremeyen partiler ise yüzde 7 olan seçim barajının düşürülmesini talep etmektedir. Buna ek olarak muhalif kitlelerin eski milletvekili Caparov’un başbakanlık adaylığının onaylanmasını istediği ve buna yönelik bir miting düzenlediği de görülmüştür. Nitekim Kırgız Parlamentosu, Caparov’un başbakanlığını ve kabinesini onaylamıştır. Ancak buna rağmen Eski Cumhurbaşkanı Atambayev ve ona yakın olan bazı isimler yeniden gözaltına almıştır.

Olayların patlak verişini aktaran kaynaklara göre, Kırgızistan’daki kuzey-güney ayrışması süreç üzerinde etkili olmuştur. Ayrıca yaşanan gelişmelerde Rusya faktörü ve Kırgızistan’ın Rusya’ya bağlanma seçeneğini gündeme alacağı gibi konular da dikkat çekmektedir. Buna karşılık ABD’nin de söz konusu ülkede etkili olmak istediği de bilinmektedir. Yaklaşık 6 milyonluk nüfusa sahip olan Kırgızistan’da nüfusun yarıya yakını gençtir. Bu da sosyal medya üzerinden örgütlenen gençlerin eyleme geçmelerini kolaylaştırmaktadır. Protestolara ilişkin yorumlarda bulunan Kürşad Bozlu şunları söylemektedir:[1]

Çin lehine ciddi dış borç artışının yanında Rusya’da bir milyonun üzerinde Kırgız işçi bulunduğu ve bunların yanında Rusların mevcut üssü ve ABD’nin kapanan üssü dikkate alındığında çeşitli ülkelerce etki alanı oluşturma eğiliminde olduğu aktarılabilir. ABD’nin çeşitli vakıflar, medya ve STK’lar aracılığıyla ilişkileri sürdürüp uluslararası denklemde kendisine yer bulma amacındadır. Kırgızistan’ın demokrasi konusundaki sorunları ile beraber gelir adaletsizliğinin oluşu, sermayenin tabana yayılması gibi nedenlerle demokrasiden uzak eylemlere sahne olan bir ülke konumuna evirilmiştir.”

Bozlu’nun sözlerinden de anlaşılacağı üzere Kırgızistan, dış güçlerin çeşitli müdahalelerde bulunmak istediği ya da başka bir deyişle Rusya, Çin ve ABD gibi aktörlerin nüfuz mücadelesi verdiği bir ülke olarak ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda Rusya faktörüne değinen Bozlu şunları söylemiştir:[2]

Tüm bu iklimin yaşandığı bir evrede parlamento seçiminde yaşanan usulsüzlükler ve ülkenin Rusya’ya daha da bağımlı hale geleceği söylentileriyle olaylar giderek tırmandı. Gelinen aşamada hükümet değişecek, seçimlere kadar geçici bir yönetim oluşacak. Ancak bu süreç sadece parlamento seçimleriyle sınırlı kalmayacaktır. Cumhurbaşkanının da orta vadede görev yapma imkanı hayli sınırlanmıştır. Atambayev’in tekrar göreve gelmesi kolay değil. Halkın bu tepkisine rağmen Atambayev’in ortaya koyduğu siyaset şekli kabul edilebilir sınırların ötesinde algılanıyor. Üstelik sağlık sorunları da var. Daha çok olayların organizasyonunda öne çıkan Japarov’un başbakanlığı güçlü şekilde masadaydı ve bu dün gerçekleşti. Fakat son birkaç gündür özellikle kadın milletvekili ve aktivistler aracılığıyla meydanlardaki taraflardan birisinin değil de tarafsız ve teknik bir başbakan atanması gerektiği ileri sürülüyor. Bu noktada Erkin Asrandiev’in ismi de ön plandaydı.”

Sürecin içinde Rusya’nın rolüne bakıldığında ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in olaylardan endişe duyduklarını ve barışçıl ve demokratik süreçlere dönülmesini umduklarını ifade ettiği görülmektedir. Ayrıca Rus lider, Rossiya 24’e yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:[3]

“Kırgızistan’da geçenlerde parlamento seçimleri yapıldı. Bu arada seçimler sadece uluslararası gözlemciler tarafından değil, ayrıca Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı temsilcileri tarafından da geçerli ve demokratik olarak kabul ediliyor. Sonrasında yaşananlar elbette bizi endişelendirmiyor olamaz. Her şeyin barışçıl bitmesini umuyoruz. En kısa sürede normal bir demokratik siyasi sürece dönülmesini umuyoruz”

Kırgızistan’daki olaylar, esasında değişik yıllarda tekrar eden toplu protesto eylemleriyle; yani ülkenin dönüşüm süreçlerinin sancılı olması şeklindeki gelenekle yakından ilişkilidir. Çünkü 2005 senesinde yolsuzluk gerekçesiyle Eski Cumhurbaşkanı Askar Akayev’i, 2010 yılında da yine aynı suçlamayla Kurmanbek Bakiyev’i deviren protesto gösterileri meydana gelmiştir.[4] Geçmiş protestolar da mevcut gelişmeler de halkın gerektiğinde iktidar değişikliğine yönelik eyleme geçebilme pratiğine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ülke içi dinamiklerin de etkisiyle bölgeyi etkilemeye çalışan güçlerin belirli aralıklarla istikrarsızlıkları artırabilme potansiyeline sahip oldukları; yani çeşitli olayları provoke etmek suretiyle bazı hamlelerde bulunabildikleri aşikardır.

Eski Sovyet coğrafyası üzerinde olan Kırgızistan, bölgesel güç kapasitesini artırmaya çalışan bir devlet olan Rusya’nın da ilgisini çekmektedir. Zira Moskova, Kırgızistan’ın da yer aldığı Orta Asya coğrafyasını yakın çevre doktrini çerçevesinde arka bahçesi olarak değerlendirmektedir. Ancak bu süreçte küresel güç olan ABD’nin “Yeni Büyük Oyun” olarak adlandırılan jeopolitik kavgada, çeşitli enstrümanlar kullandığı ve taşeron olarak FETÖ faktörüne[5] de başvurduğu göz ardı edilmemelidir. Zaten Devrik Cumhurbaşkanı Atambayev’in döneminde FETÖ’nün korunduğu ve hareket alanı kazandığı bilinmektedir. Bu durum, Rusya’nın bölgedeki çıkarlarını tehdit ettiği gibi, Türkiye açısından da sorun teşkil etmektedir. Çünkü FETÖ, Kırgızistan’da Amerikancı taleplerin hayata geçirilmesine hizmet eden bir proxy aktör konumundadır. Son gerçekleşen olaylar incelendiğinde de Rusya’ya yakınlığı sıklıkla dile getirilen Cumhurbaşkanı Ceenbekov’un Türkiye ile de ilişkileri ilerletme amacında olduğu ve bu durumun FETÖ’cüleri rahatsız ettiği görülmektedir. Dolayısıyla ABD’nin FETÖ aracılığıyla bu ülkeyi dizayn etmeye çalışması hem Rusya hem de Türkiye’nin çıkarlarına aykırıdır.

Sonuç olarak Kırgızistan’daki protestolar, ülkeyi çeşitli güç mücadelelerinin oyun sahası konumuna getirmiştir. Bu bağlamda bağımsızlığını kazanmasından beri siyasi istikrarı oluşturmak ve etnik karışıklıkları engellemek konusunda başarısız olan Kırgızistan, ilerleyen yıllarda da bu nüfuz mücadelesine tanıklık edecektir. Ekonomik sorunlar gibi çeşitli faktörler ise önümüzdeki yıllarda da benzer protestoların gerçekleşebileceğine işaret etmektedir.


[1] Seyfettin Ersöz, “Kırgızistan’da Neler Oluyor?”, Milliyet Gazetesi, (https://www.milliyet.com.tr/dunya/kirgizistanda-neler-oluyor-6327074), (Erişim Tarihi: 25.10.2020).

[2] Aynı yer.

[3] “Putin: Kırrgızistan’daki Olaylar Bizi Endişelendirmiyor Değil, Barışçıl Bitmesini Umuyoruz”, Sputnik News, https://tr.sputniknews.com/rusya/202010071042987411-putin-kirgizistandaki-olaylar-bizi-endiselendirmiyor-degil-bariscil-bitmesini-umuyoruz/, (Erişim Tarihi: 25.10.2020).

[4] “Kırgızistan’da Halk Darbesi”, Milliyet Gazetesi, https://www.milliyet.com.tr/dunya/kirgizistan-da-halk-darbesi-1222128, (Erişim Tarihi: 25.10.2020).

[5] Alper Vural, “Kırgızistan’daki Olaylar ve Belirsizlik”, Politika Enstitüsü, http://politikaenstitusu.com/2020/10/11/kirgizistandaki-olaylar-ve-belirsizlik/, (Erişim Tarihi: 25.10.2020).

Total
3
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Doç. Dr. Azime Telli Politika'nın Sorularını Yanıtladı

Next Article

Kamala Harris: Amerikan Siyasetinde Kadın Liderliğin Ayak Sesleri

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.