Kadın Yaşarsa, Yaşatır

            Kadına yönelik şiddet ve Aile içi şiddetin önlenmesi ve Bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi sözleşmesi 11 Mayıs 2011 tarihinde imzalandı. Ancak uygulanmasında çaba gösterilmeyen sözleşme cumhurbaşkanının hukuksuz kararı ile 19 Martta feshedildi.

            Kadının geleneksek rollere sıkıştırılması, kadına yönelik şiddetin normalleştirilmesi, kadının aile içinde çocuk ve yaşlı bakımının ve ev içi tüm görevleri üstlenmesi çok uzun süredir toplumlara kök salmış bir meseledir. Kadının ekonomik, sosyal, siyaset gibi alanlarda yok sayılmasına kendisini ilgilendiren politikaları bile erkeklerin belirlemesine neden olmaktadır. Kadının eğitim seviyesinin yükselmesi, cinsiyet meselelerinde farkındalığının artması neticesinde kadınlar şartlarını düzeltmek için etkin bir şekilde uzun süredir mücadele etmektedirler. Bütün bu çabaların ışığında İstanbul sözleşmesi gibi sorunun kökenini, nedenlerini belirleyen, sorunun kökten çözümü için bütüncül politikalar hedefleyen, uluslararası işbirliğini esas alan sözleşmeler ortaya çıkmaktadır. Kadına şiddet tüm dünyada artık tahammül edilemez ve acil önlem alınması gereken bir sorundur.

            Sözleşme toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının şiddetsiz bir toplum oluşturmak için temel olduğunu belirtiyor. Bunun için şiddeti önlemeye yönelik bütüncül politikalar oluşturması için devleti görevlendiriyor. Şiddetle mücadelede ve farkındalığın arttırılmasında gerekli finansal kaynakların ayrılmasını, tüm eğitim seviyelerinde toplumsal cinsiyet eşitliği esas alarak müfredatlar ve içerikler hazırlanması, sivil toplum kuruluşları , medya ve örgütlerle aktif bir şekilde beraber çalışarak toplumda farkındalığın arttırılmasını esas alıyor. Şiddet mağdurlarıyla çalışacak olan profesyonel kadroların eğitilmesi gerektiğini belirtiyor. Araştırmalar göstermekte ki şiddet mağdurları haklarını yeterince bilmiyor ve şiddeti normalleştirerek yardım ve destek görmüyorlar. Kolluk kuvvetleri şiddeti aile içi mesele olarak görüyor ve kadınları geleneksel rollere sıkıştırıyorlar. Bu noktada haklarının belirtilmesi için kolluk kuvvetlerinin eğitilmesi önem taşıyor.

Tartışmalı maddeler nelerdir?

 Toplumsal cinsiyet eşitliğini düzenleyen 3. Ve 4. Maddelerin, eşcinsel birliktelikleri yasal teminat altına aldığını ve bu durumun toplum yapısını bozduğu iddiası

İlgili maddeler;

Madde 3 – Tanımlar

a- ‘Kadına karşı şiddetten’ kadınlara karşı insan hakları ihlali ve ayrımcılık anlaşılacak ve bu terim, ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahi olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucu doğuracak cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır;

b- ‘aile içi şiddet’ eylemi gerçekleştiren, mağdurla aynı ikametgahı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet eylemleri olarak anlaşılacaktır.

c- ‘toplumsal cinsiyet’ herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır;

d-‘kadınlara karşı cinsiyete dayalı şiddet’ bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak anlaşılacaktır;

e- ‘mağdur’ a ve b fıkralarında belirtilen davranışlara maruz kalan herhangi bir şahıs olarak anlaşılacaktır.

f- ‘kadın’ terimi, 18 yaşından küçük kızları da kapsayacaktır.

      .

Madde 4- temel haklar, eşitlik ve ayrımcılık yapılmaması

1 taraflar herkesin, özellikle de kadınların, gerek kamu gerekse özel alanda şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını yaygınlaştırmak ve korumak için gerekli olan yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

2 taraflar,  kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı kınayacak ve ayrımcılığı önlemek üzere özellikle aşağıdakiler dahil olmak üzere, gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

— ulusal anayasalarınıda veya ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil edecek ve bu ilkenin uygulamada gerçekleştirilmesini temin edeceklerdir;

— yerine göre, yaptırımların uygulanması yolu da dahil olmak üzere, kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklayacaklardır;

— kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasa ve uygulamaları yürürlükten kaldıracaklardır.

3 taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

4 kadınların toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı korunması için gerekli olan tedbirler, bu sözleşme hükümlerince ayrımcılık sayılmayacaktır.

Kadının beyanı esas alınarak erkekler için verilen evden uzaklaştırma kararının aileleri parçaladığı iddiası

Madde48- Zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerinin veya hüküm vermenin yasaklanması

1 Taraflar bu sözleşme kapsamında yer alan her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dahil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasaklamak üzere gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

Madde 52- Acil durumlarda uzaklaştırma emirleri

Taraflar, yetkili makamlara, ani tehlike durumlarında, aile içi şiddet faillerinin, mağdurun veya risk altındaki şahsın ikametgahını yeterli bir süre için terk etme emri verme ve faillerin mağdurun veya risk altındaki şahsın ikametgahına girmesine veya mağdurla veya risk altındaki şahısla temas etmesini yasaklama yetkisi verilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.

       Bazı kesimlerin ifade ettiği gibi madde 3 ve 4 de  herhangi eşcinsellik söylemi bulunmamaktadır. İnsan haklarının bir gereği olarak mağdur kelimesini bahsi geçen şiddet eylemlerinden birisine veya bir kaçına maruz kalan kişiler olarak belirtmektedir. Ayrıca sözleşmenin hiç bir ayrımcılık türüne tolerans göstermeden uygulanacağını ve mağdurların kim olursa olsun korumalardan yararlanacağını belirtmektedir. Sözleşmelerin erkeği evinden uzaklaştırarak aileleri parçaladığı iddiaları asılsızdır. Aile kurumunun parçalanmasına neden olacak hiç bir madde olmadığı gibi temel hedef kadının hayatının korunması, şiddete karşı önlem alınması için tedbirleri belirtmektedir. Kadına karşı şiddet en çok eşlerden ya da birlikte yaşadığı partnerlerinden, yakın çevresindeki erkeklerden gelmektedir. Şiddet ne yazık ki en çok aile içinde sirayet etmektedir. Kadının korunması ailenin korunması demektir. Bu nedenle sözleşmenin esas aldığı şiddet uygulayan failin ya da uygulama ihtimali olan failin uzaklaştırması etkin ve etkili bir önlemdir. Devlet ilk başta vatandaşının insan hakkını korumakla yükümlüdür. Ayrıca sözleşmenin dayatıldığı söylemleri asılsızdır. Türkiye OECD ülkeleri arasında kadına şiddette ne yazık ki yüzde 38 ile birinci sıradadır. Araştırmalar göstermektedir ki kadınlar İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasının ve 6284 sayılı kanunun istanbul sözleşmesinin güvencesi altında olması, daha eşit ve şiddetsiz bir toplum için gerekli olduğunu düşünüyorlar.

Sözleşmenin maksatları nelerdir?

madde 1

a- Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak;

b- Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dahil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak;

c- Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kasamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak;

d- Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak;

e- Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak

2 Tarafların söz konusu sözleşmenin hükümlerinin etkili bir biçimde uygulamalarını sağlama amacıyla bu sözleşmede spesifik bir izleme mekanizması oluşturulmuştur.Şiddet eylemlerine maruz kalmış mağdurlara, kısa ve uzun dönemli uzman destek hizmetleri sağlanması sözleşmede zorunlu kılınıyor.

            Sözleşme şiddetin hiçbir türüne tolerans göstermeyerek şiddetin tanımını genişletiyor. Ek olarak ulusal yargıda suç sayılmayan taciz amaçlı takibi şiddet türü sayarak sözleşmeye alıyor. Taraf Devleti etkin ve etkili önlem alması ve uygulamada geç kalmaması, ikinci mağduriyetlerin yaşanmaması için yükümlendiriyor.

Sözleşme nasıl koruyor?

– Kadın ve çocuklar olmak üzere şiddet mağdurlarına barınaklar sağlanması

-Sözleşme taraflardan şiddet olaylarıyla ilgili, gizlilik ilkesi kapsamında ve ülke çapında 7 gün 24 saat faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatları oluşturulması,

-Cinsel şiddet mağdurlarına hem tıbbı hem de psikolojik destek sağlanması

-Şiddet olayına tanıklık eden çocuklara da psikososyal danışmanlık hizmeti sağlanması

S-özleşme ayrıca mağdurların şiddet uygulayanlara karşı hukuki yollara başvurmasının ve tazminat almasının sağlanması

-Sözleşme taraflara, “zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri” alma zorunluluğu getiriyor.

-Sözleşmede psikolojik şiddet ve taciz amaçlı takibin de cezalandırılması istemi

-Bir kişiyle rızası olmaksızın vücut parçası veya cisimle cinsel ilişkiye girmenin yanı sıra, bir kişinin rızası olmadan üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak da cinsel şiddet kapsamına alınıyor.Eski veya mevcut eşler veya birlikte yaşayanlar arasında bu tür eylemler de cinsel şiddet kapsamında değerlendiriliyor.

-bir kişinin ya da çocuğun evliliğe zorlanmasının cezalandırılması

-zorla gerçekleştirilen kadın sünnetleri yasaklanması  kadınların zoraki kürtaja ve kısırlaştırılmaya karşı da korunması.

-cinsel mahiyette fiziksel davranışların yanı sıra sözlü veya sözlü olmayan davranışlar da “cinsel taciz” kapsamına alması ve cezalandırılması,

-Sözleşmede yukarıda belirtilen suçların işlenmesine yardımcı olmanın da yasalarla suç kapsamına alınması isteniyor.

-Sözleşme ile kolluk kuvvetlerinin her türlü şiddet eylemine karşı mağdurlara yeterli korumayı derhal sağlamaları ve müdahalede bulunmak için yasal ve diğer tedbirleri almaları zorunlu kılınıyor.

– Taraflar gerekli tedbirleri alacaklardır.

-Ani tehlike durumlarında yetkililere, aile içi şiddet faillerinin, mağdurun veya risk altındaki kişinin ikametgahını yeterli bir süre için terk etme emri verme ve bu kişilerle temas etmesini yasaklama yetkisi veriliyor.

-Sözleşme mağdurlara haklarının ve menfaatlerinin anlatılması için destek hizmetleri sağlanmasını öngörüyor, hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım sağlanmasının da önünü

-Taraflara, sözleşmede tanımlanan gerekçelerden biri veya bir kaçı nedeniyle zulüm görme tehlikesi söz konusuysa, başvuru sahiplerine mülteci statüsünün tanınması.

-Taraflar statüsü ve ikamet durumuna bakılmaksızın, korumaya muhtaç, kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği veya işkenceye veya insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaklardır”

            Toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalığının artması ve şiddetin artık aile içi bir mesele olmaktan ziyade toplumsal sorun olarak algılanması, şiddetin toleranssız bir şekilde cezalandırılması gerekmektedir. Sadece kadın-erkek eşitliğinin esas alındığı bir hukuk dili yaratılması yeterli değildir. Kadının hayatın her alanında önünün açılması, güçlendirilmesi, desteklendirilmesi gerekmektedir. Bunun için toplumun her kesiminin işbirliği ile bütüncül politikalar yapılmalıdır. Bireyin doğumundan itibaren aile bireyleri tarafından toplumsal cinsiyet eşitliğini içselleştirmiş şekilde yetiştirilmesi, eğitimin her aşamasında öğrencilerin eşitlik, saygı ilkeleri esas alarak eğitilmesi şiddetsiz bir toplum ilişkileri ve güçlü kadın ve güçlü kız çocukları için gereklidir. İstanbul sözleşmesinin bu değerleri esas alarak toplumun her aşamasını içeren reformlarla tarafları yükümlendirmesi toplum değerlerinin güçlendirmesine zarar vermek yerine yardımcı olacaktır.

Total
44
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Previous Article

Demokrasiyi Davetsiz Bir Misafir Bilen Hareket

Next Article

Türkiye-Togo İlişkilerinde Yeni Dönem

Size daha iyi bir deneyim sunmak için websitemizde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için Gizlilik Poltikası sayfamızı ziyaret edin.